“Sevip de kavuşamamak” durumu kadar sinir bozucu başka bir
şey daha yok! Dün akşamki Kuzey Güney’den sonra bugün, bu konuyla ilgili yazmak
istedim.
İzleyenler, izlemeyenlere anlatsın. Dün akşamki bölümde
Kuzey’le Cemre kavuşmanın eşiğinden döndüler. Havaalanındaki o sarılma anından
sonra bir oh çekmiş ve “oldu bu iş!” demiştim ki, Kuzey gene o beylik
laflarından ederek Cemre’nin de bütün ümitlerini kırdı. Birbirlerini sonsuza
kadar seveceklerini ancak asla bir araya gelemeyeceklerini kabul ettiler ve
ayrıldılar.
Bunu kabul edemiyorum arkadaş!
Dünya’nın her yerinde birbirini seven insanların bir arada
olmaları lazım. Gerekirse bunu hukuk kurallarından biri haline getirelim,
zorunlu olsun. Birbirleriyle mutluluktan uçacak noktalara gelebilecek
insanların, ayrı ayrı acı çekmelerine izin vermeyelim.
Çok sevmek nedir? Çok sevmek, sevdiğini başka kollara
bırakmayı gerektirebilir mi? “Sevdiğini serbest bırak, dönerse senindir”
klişesi gerçek hayatta da uygulama alanı buluyor mu? Ya da şarkıda dendiği gibi
“ âşık gibi sevmezsen, kardeş gibi sev beni” diyebiliyor mu insanlar?
Ben bunları kabul edemiyorum işte.
Erkek dediğin de, kadın dediğin de sevdiğinin peşini
bırakmamalı. Tamam, Truva zamanındaki gibi iki uygarlık arasında büyük savaşlar
çıkma riski varsa, aşka bir engel konulabilir ama onun dışındaki tüm durumlar
için, sevdiğinize sahip çıkın! Sevgi öyle kolay bulunan bir şey değil. Hele ki
kavuşamamanın verdiği hırsla şahlanmış, dört nala koşan bir sevgiyi bulmak…
S.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder