22 Kasım 2012 Perşembe

Sevip de kavuşamamak


“Sevip de kavuşamamak” durumu kadar sinir bozucu başka bir şey daha yok! Dün akşamki Kuzey Güney’den sonra bugün, bu konuyla ilgili yazmak istedim.

İzleyenler, izlemeyenlere anlatsın. Dün akşamki bölümde Kuzey’le Cemre kavuşmanın eşiğinden döndüler. Havaalanındaki o sarılma anından sonra bir oh çekmiş ve “oldu bu iş!” demiştim ki, Kuzey gene o beylik laflarından ederek Cemre’nin de bütün ümitlerini kırdı. Birbirlerini sonsuza kadar seveceklerini ancak asla bir araya gelemeyeceklerini kabul ettiler ve ayrıldılar.


Bunu kabul edemiyorum arkadaş!

Dünya’nın her yerinde birbirini seven insanların bir arada olmaları lazım. Gerekirse bunu hukuk kurallarından biri haline getirelim, zorunlu olsun. Birbirleriyle mutluluktan uçacak noktalara gelebilecek insanların, ayrı ayrı acı çekmelerine izin vermeyelim.

Çok sevmek nedir? Çok sevmek, sevdiğini başka kollara bırakmayı gerektirebilir mi? “Sevdiğini serbest bırak, dönerse senindir” klişesi gerçek hayatta da uygulama alanı buluyor mu? Ya da şarkıda dendiği gibi “ âşık gibi sevmezsen, kardeş gibi sev beni” diyebiliyor mu insanlar?
Ben bunları kabul edemiyorum işte.

Erkek dediğin de, kadın dediğin de sevdiğinin peşini bırakmamalı. Tamam, Truva zamanındaki gibi iki uygarlık arasında büyük savaşlar çıkma riski varsa, aşka bir engel konulabilir ama onun dışındaki tüm durumlar için, sevdiğinize sahip çıkın! Sevgi öyle kolay bulunan bir şey değil. Hele ki kavuşamamanın verdiği hırsla şahlanmış, dört nala koşan bir sevgiyi bulmak…
                                                                                                                                                 S.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder